Özgüven tedavisi olarak estetik

Özgüven tedavisi olarak estetik

Yüzyılın en derin ekonomik krizine şahitlik ettiğimiz şu günlerde, binlerce insan işsizlikle mücadele ederken, işini kaybetme endişesi yaşayanlara ilginç öneriler yapılıyor. Bank of England, çalışanlarına başarılı olmaları ve işlerini kaybetmemeleri için; ruj sürmelerini, topuklu ayakkabı giymelerini ve etekleriyle ayakkabılarının aynı renkte olmasını tavsiye etti. Çalışana işini kaybetmemesi için yapılan bu öneri, ekonomiye canlılık getirmek için yapılan önerilerle kesişiyor. İşini kaybetmemek için makyaj yapmak, iyi giyinmek zorunda hisseden kişinin soluğu alışverişte alması hedefleniyor.Rekabet toplumunda; ilk izlenimin insanlarda bıraktığı etkinin daha çok önem kazandığına dair inanç, gün geçtikçe artıyor. Gösteri ve görüntü çağında güzellik ve gençlik en önemli kriter olarak kabul ediliyor.

Daha iyi görünümlü adayların iş bulma ve terfi açısından daha şanslı, daha ikna edici ve özgüvenlerinin daha yüksek olduğu haberleri sıklıkla yer alır medyada. Daha güzel, uzun boylu, fit bir görünüme sahip olanların daha çok kazandığı iddia edilir. Daha güzel olmak için kozmetik ve estetiğe başvurulurken, fit bir görünüme sahip olmak için diyet ve spor salonlarına koşar insanlar. Tüketim çarkını çevirebilmek için başvurulan yöntemlerden biri bu tarz haberler. Önce ilaç keşfedip ilaca uygun hastalık uydurarak ilaç sanayi ayakta tutmaya eşdeğer bir uygulama.

İşini kaybetme endişesinden dolayı harcamalarını bıçak gibi kesenleri ‘aktif tüketici’ konumunda muhafaza ederek ekonomiye dahil etmek için yeni bir trend de estetik operasyonlar.

Ekonomik krizin kendini hissettirmeye başladığı günlerde, estetik operasyonlara olan talebin bıçak gibi kesildiğini ifade eden haberler, kısa sürede kriz estetik dünyasını teğet geçecek haberlerine dönüştü. Güzelliğin çok para kazanmak ve yükselmek için fırsat olduğunu öne sürenler; işini kaybetmemek, rekabet edebilmek, kariyerine devam edebilmek için genç ve güzel görünmenin şart olduğunu öne sürüyor. Kişiyi yorgun ve uykulu gösteren düşük göz kapakları, sert bir görünüm veren alındaki kırışıklıklar, yağ aldırma, saç ektirme en çok rağbet edilen estetik operasyonlar arasında.

Estetikle baştan aşağı değişme Yeşilçam filmlerine de konu olmuştur. Türkan Şoray filmin başında şişman, gözlüklü, dişlek, sakar, hiçbir işten anlamayan bir sekreter olarak çıkar seyircinin karşısına. Çapkın, yakışıklı patron Ediz Hun’a gönlünü kaptırınca birkaç gün ortadan kaybolur. Dönüşte kilolarından, gözlüğünden kısacası bütün fiziki çirkinliklerinden kurtulmuş, güzelleştiği gibi sakar olduğu günleri de geride bırakmış; bilgili, donanımlı, sekreter ötesi, patronunu peşinden koşturan bir afete dönüşmüştür.

Aynı tema birkaç yıl önce Kadın İsterse adlı diziye de konu oldu. Oldukça yaşlı bir görünüme sahip, kilo almış hiçbir işten anlamayan ev kadını, kocası kendini genç asistanıyla aldatınca boşanarak bir süre ortadan yok oluyordu. Hülya Avşar’ın plastik makyajla canlandırdığı Canan estetik ameliyatlar oluyor, kilolarından kurtuluyor, bu süre zarfında 10 yaşında bir çocuktan İngilizce dersi alıyor ve kendi kendine kitaplar okuyarak dört yıllık üniversite eğitimine sığmayacak kadar bilgiyi birkaç ay içinde öğrenip geri dönüyordu. Eski kocasının güzel asistanı Duygu olarak. Pozisyonu asistanlıktı ama aldığı kararlar ve ürettiği fikirlerle herkesi kendine hayran bırakıyordu. Bütün bu değişim estetik operasyona bağlanıyor güzel kadın istediği her şeyin üstesinden gelir diye kestirip atılıyordu.

Modern öncesi toplumlarda deneyim baş tacı idi. Gelişen ve sürekli yenilenen teknoloji ile birlikte daha genç olanların daha yeni bilgilerle donandığı fikri deneyimin değerini kaybetmesine sebep oldu. Kurumsallaşmış gençlik kültü karşısında mağlup oldu deneyim. Deneyimi arttıkça değeri azalan insan, yaşlandıkça görünmez olma endişesini yaşamaya başlayınca genç kalma, gençleşme zorunluluğu hissetmeye başladı.

Genç ve güzel olma takıntısı estetik temalı BBG’ye ilham verdi. Semra Özal’ın da jüri üyesi olduğu programın adı: Eğer sen istersen neden olmasın. Görünümlerinden memnun olmayan kendini yenilemek isteyen katılımcılar, 13 hafta sonunda en çok değişen kişi olmak için çabalayacak ve büyük ödüle sahip olacaktı. Estetik operasyona ihtiyacı olmayan, birkaç kilo fazlalığına takan, gözaltlarından memnun olmayan, bu programa dahil olarak iş ve aile hayatındaki sorunların üstesinden geleceklerine inananlar vardı aralarında. Kanalın hedeflerine ‘estetik’ bir rötuş yapmayı beceremeyen program planlanandan çok önce apar topar son verdi yayınına.

Programın en dikkat çekici yanı estetiği özgüven tedavisi olarak sunmasıydı. Reyting uğruna 6 kişiyi seçip, değiştirilmesi gereken fiziksel özelliklerinin altını kalın çizgilerle çizdikten sonra yarım kalmış proje olarak geldikleri yere göndermek o insanların özgüvenlerinde nasıl bir etki yaptı acaba?

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?